Sosyal Medya

POLİTİKA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cami olarak ziyarete açabiliriz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Seçimden sonra Ayasofya'ya girişin ücretsiz olabiliceğini belirten Erdoğan, "Ayasofya'yı müze olarak değil, cami olarak ziyarete açabiliriz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş'a  ilişkin, "Üstelik bir de bu adam, Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı. Bir  de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durumda da geçiyor.  Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Böyle bir insanın Ankara gibi bir yere  belediye başkan adayı olması hazmedilemez." dedi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TGRT Haber-Beyaz TV'nin ortak yayınında "Cumhurbaşkanı ile  Seçim Özel" programında gündeme soruları yanıtladı.
 
Cumhur İttifakı'nın Yenikapı Etkinlik Alanı'ndaki mitinginde yerel  yönetime dair açıklamaları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu açıklamalar aynı  zamanda belediye başkan adayımız Binali Yıldırım'ın da dokunacağı, bugüne kadar  da dokunduğu ve açıklamış olduğu tabii yerel yönetimle ilgili yol haritasını da  içeren bir konuşmaydı. Bugüne kadar yapılanlar, yapılmakta olanlar ve bundan  sonra da yapılacak olanlar. Başkan adayımızın da yol haritasının içinde olan  bilgiler de var. Bunları biz de bugün burada açıklamış olduk. Fakat 1 milyon 600  bin insanın hiç dağılmadan sonuna kadar alanda durması, biraz da gerçekten hava  güneşliydi ama soğuktu. Deniz kenarı olması hasebiyle." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü tablonun umutları çok daha farklı bir  şekilde yeşerttiğini anlatarak, alana gelenlerin heyecanının gayet iyi olduğunu  söyledi.
 
Büyükşehir mitingleri
 
Alana gelenlerin son bir haftayı nasıl değerlendireceklerine dair  kesin hesapları olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Koşacağım, çalışacağım, gayret edeceğim, diyor. Bir diğer taraftan da  önümüzdeki hafta pazar günü Cumhur İttifakı'nın zaferiyle de bunu  taçlandıracağız. Bu İstanbul havası ki bu çok önemli. Aynı şekilde Ankara ve  İzmir'i bu şekilde gördüm. Bu büyükşehirlerde Eskişehir aynı durumda, Gaziantep  ve Diyarbakır da aynı durumda... Böyle farklı yerden bu örnekleri vermemin  sebebi, anlaşılması lazım. Konya, Kayseri... Bütün buralar aynı şekildeydi.  Büyükşehirlerde dolaştığım yerlerde bu havayı hep kokladım. Muğla, Antalya aynı  durumdaydı. Adana aynı şekildeydi. Mersin de bu havayı gördüm. Çok farklı bir  seçimin olacağını... Denizli, Manisa tüm buralarda bunları gördüm. Temennim odur  ki, Tekirdağ Trakya'da miting yaptım. Keza öyle. Şu anda önümüzdeki hafta pazar  gününün ortaya koyacağı tablo, yaptığımız çalışmalarla Karadeniz'de Trabzon'dan  alın, Ordu, Samsun bütün bu büyükşehirlerde de o heyecanı, o coşkuyu gördüm.  Hepsiyle birlikte temenni ediyorum ki, yerelde milletimin menfaatine olacak  gerçekten bu işi bilen arkadaşları seçtik. Belirledik. Bütün bu aday  arkadaşlarımıza baktığımızda hepsinin yerel yönetimde bir hassasiyeti var.  Örneğin Kocaeli'de bir vali arkadaşımız. Daha önce Kocaeli Belediyesinde genel  sekreterlik yapmış bir arkadaşımız. İşi biliyorlar. Kenardan köşeden getirilmiş  birileri değil."
 
"Bu demokrasi zaferini yerelde taçlandıralım"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özellikle büyükşehirlerde  belirlenen adayların neyin, nerede, nasıl yapılacağını bildiğini aktararak,  konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Bu adaylarla beraber ülkeyi inşallah yerel yöneticilikte uçuracağız.  Bu hafta içinde örneğin Van var. İllerden yine gideceğimiz yerler var. Van'a  mesela çok büyük yatırımlar yaptık. Hizmet verdik. 25 katrilyon bizim Van'a  yaptığımız yatırım var. Yarın Ağrı ve Muş, buralara gideceğim. Büyükşehirlere  giderken bunun yanı da diğer illeri ihmal etmiyoruz. Benim gidemediğim yerlere  arkadaşlarım gidiyor. Böylece işi çok daha etraflıca kucaklayalım istedik.  Demokrasi yerelde başlıyor. Bu demokrasi zaferini yerelde taçlandıralım. Çünkü bu  seçimin bir özelliği var. Diyelim ki Tayyip Erdoğan 4,5 yılda daha Cumhurbaşkanı  olarak bu ülkenin başında. Ama bizim partimizin Cumhur İttifakı'nın adaylarının  seçimiyle burada bir şey olacak. Bir Cumhurbaşkanı ile kabinesinin yönetimindeki  Türkiye'de, düşünün yerelle bütünleşmesi ve yerelle o dayanışmanın olması,  hizmetlerin bu noktada dayanışma içinde bütünlük sağlamasının illerimize  getireceği katkı, o illerdeki değişim çok farklı olacak."
 
Anketlerin güvenirliği
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En son yaptırdınız bir anket var mı? Bir de  kampanya sürecinde en çok 'Anketlere güvenmiyorum.' cümleniz konuşuldu."  şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:
 
"Anket çalışmalarını yaptırmıyoruz, dersek bu doğru olmaz. Anket  çalışmalarını yaptırıyoruz. Takip de ediyoruz. Vatandaşımızın nabzını anketlerden  çok daha meydanlarda tutuyorum. Halkımın sofralarına oturuyorum. Bunun yanında  onlarla beraber ayakta karşılıklı elektrik alıp verme çok daha farklı... Onlarla  çay içiyorum, sohbet ediyorum. 'Nasıl gidiyor?' diye sorduğumda aldığım cevaplar  var. Bu cevaplarla beraber o ilin nabzını koklayabiliyorsunuz. Artık bazı kamuoyu  araştırmaları maalesef sipariş üzerine yapılıyor. Şimdi değişik değişik anket  çalışmaları çıktı. Sosyal medya üzerinden yapılanlar var. Telefonla yapılanlar  var. Yüz yüze yapılan anketler var. Bunlara baktığınızda çok büyük çelişkiler  görüyorsunuz. Oranların çok çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Onlara takılıp  kalırsanız seçim kampanyası yürütemezsiniz. Bu noktada eski seçim kampanyaların  havası yok. Onun için en ideali meydanların dilidir. Meydanlara gittiğiniz de bu  insanlar mecbur mu? Neden gelsin meydana? On binler geliyorsa meydanlara burada  bir şey var. Ya size güveniyor, inanıyorlar, bunun için oraya geliyorlar. Ama  şikayetleri de vardır, sıkıldığı yerler de vardır. Bu meydana 1 milyon 600 bin  insan geliyorsa Cumhur İttifakı'nın liderlerini takdir ediyor. Seviyor. Buraya da  geliyor. Biz de diyelim arkadaşlarımızla ekibimizle adaylarımızı belirlerken  yüzde 100 isabet etmemiş de olabiliriz. Ben şimdi partimin genel başkanı olarak  Sayın Bahçeli de partisinin genel başkanı olarak adaylarımızı belirlemede bugüne  kadar yapılan yanlışlar zaten ortada, onları zaten bir kenara koymuşuz. Ama  bundan sonraki süreçte de oralardan esinlenerek bu yanlışları minimize ederek çok  daha vasıflı, kaliteli, bu işi götürebilecek arkadaşlarımızı artık adayımız  olarak gösterdik ve bu seçime giriyoruz."
 
Mansur Yavaş'ın adaylığı
 
CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Mansur Yavaş'ın "10  puan fark attım." söylemini de değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış. Bu arkadaş böyle birisi. Bu  arkadaş, bir defa belediye başkanlığını Ankara gibi büyükşehirde yapacak  kapasitede birisi değil. Belediye başkanlığı yapmış. Nerede? Beypazarı'nda.  Beypazarı nere Ankara Büyükşehir nere. Burada bir ufuk gerekiyor. Burada böyle  bir ufuk yok. İki seçimi kaybetmiş. Şimdi bunu tekrar CHP öne sürmüş. Neden öne  sürüyor? Sebebi şu; Bay Kemal yerini kimseye kaptırmak istemiyor. Bunu da  kaybedeceğini biliyor. 'Öyle bir aday koyayım ki yarın beni zora sokmasın.'  diyerek bunu öne çıkarmış vaziyette. Burada bir de dörtlü mekanizmayı  çalıştırıyorlar. Bu dörtlü mekanizmanın içerisinde başta CHP, çatı bu. Onun  yanında HDP var. Malum İYİ Parti var. Bir de ne yazık ki Saadet Partisi var. Bu  dörtlü mekanizmayla bu işi güçlendirme gayreti içerisindeler."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan kendilerinin durumunun öyle olmadığını  belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"MHP ile AK Parti birlikte giriyoruz. Bizim adayımızın bir defa  kimliği, kişiliği ve gücü onunla mukayese edilmez. Bizim adayımızın 5 dönem  Kayseri gibi bir vilayette büyükşehir belediye başkanlığı var. Ondan sonra  kendisini Ankara'ya çektim. Ankara'da milletvekilliği süreci başladı. Bu süreçte  de biliyorsunuz devlette yönetimin tavan yaptığı yer neresidir? Çevre ve  Şehircilik Bakanlığı. Yerel yönetimle Çevre Şehircilik Bakanlığı iç içedir. Bakan  yaptık. Daha sonra bu yeni yönetim sistemine geçince bu defa ben Mehmet Bey'i  parlamentoda bir milletvekilinin eksik olmasını istemem. Genel başkan yardımcısı  olarak yanıma aldım. Genel başkan yardımcısı olarak da kendisini yerel  yönetimlerden sorumlu olma görevini verdim. Mehmet Bey'in bir özelliği var.  Mehmet Bey, elif gibi dürüsttür dimdiktir. Öyle bunun gibi sahte senet yaz. Ondan  sonra kalk çeşitli şeylerle yargıda her şeyle artık kesinleşmiş. Böyle bir durum  var. Bu zatın zaten seçim öncesi ya da seçim sonrası ne olacağı belli değil.  Ankara şu anda bir belirsizlik içinde olan bir durumda."
 
Yavaş'ın seçilmesi durumunda ne olacağı hususunda gelen soruyu da  yanıtlayan Erdoğan, şunları aktardı:
 
"Şu anda yasal olarak duruma bakıldığı zaman seçimden sonra zaten  yargı kararı da belli olduğuna göre gereken kararı... Bu kovalanacaktır. Bu  şekilde devam etmez. Nitekim şu anda bu senetle ilgili adı geçen şahıs, 'Benim  böyle bir şeyle yakından uzaktan alakam yok.' diyor. Günlerdir televizyonlarda  her yerde... Üstelik bir de bu adam, Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı.  Bir de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durum da geçiyor.  Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Böyle bir insanın Ankara gibi bir yere  belediye başkan adayı olması hazmedilemez. Düşünün 'Bizim sözümüz senet.' Böyle  demekle bu işi savuşturamazsınız. Böyle siyaset de yapılmaz. Bir defa sözünün eri  olacaksın. 'Sözümüz senet.' diyeceksin ama senedi sahte çıkan adamı da aday  yapacaksın. Bu nasıl iş? Böyle bir şey olabilir mi? Şu anda bunun hesabını Bay  Kemal veremez. Bay Kemal zaten akşam yalan sabah yalan. Hayatı bu. Şahsım ve  ailemle alakalı Mann Adası hikayesi var. Şimdi yargı bununla ilgili kararını  verdi. 2,5 milyona mahkum etti. Bu 2,5 milyona mahkum olan bu zattan üst  mahkemeden de onayı aldıktan sonra, 2,5 milyonu tahsil edeceğiz. Bay Kemal  bakıyor ki 'Nasılsa benim cebimden çıkmıyor.' Milletvekilleri bir yardım sandığı  kurmuşlar. Oraya beşer bin lira ödüyor hepsi. Ondan sonra bu parayı orası  ödeyecek. Biz de o parayı tahsil ettiğimizde adres belli. İnşallah biz de o  parayı Mehmetçik Vakfı'na bağışlayacağız. CHP kendine yaraşır bir Ankara adayı  bulmuş. Kendilerine hayırlı olsun."
 
Erdoğan, İstanbul ve Ankara'da sıkıntı olduğu yönündeki iddiaların  yalan olduğunu belirterek, Ankara'daki mitinge 450 bin kişinin gelmesinin en  büyük sinyal olduğunu söyledi.
 
Yavaş'ı 10 puan önce gösteren bir anket olmadığı hatırlatılan Erdoğan,  "Mürebbiyesi Bay Kemal. Onun verdiği dersle çalışıyor. Her şey yalan üzerine.  Bununla kimseyi aldatmak mümkün değil." dedi.
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhur İttifakı konusunda "kanka"  ifadesini kullanmasını değerlendiren Erdoğan, "kanka" ifadesinin "kan kardeşliği"  kelimelerinin kısaltılması olduğunu anlatarak, "Bu güzel bir yakıştırma." diye  konuştu.
 
"Sizinkisi kan kardeşliği o zaman" şeklinde araya girilmesi üzerine  Erdoğan, "Gibi..." şeklinde karşılık verirken, bugünkü Cumhur İttifakı  Mitingi'nde de AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım  da bu sözcüğü kullandığını hatırlattı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Ben de farklı bir versiyonunu kullanıyorum. Diyorum ki 'Pazara kadar  değil, mezara kadar biz bu dayanışmamızı, bu birlikteliğimizi inşallah  taşıyacağız.' Bunun için buradaki ifade edilmek istenen böyle bir dayanışma  ruhudur, bir anlaşma ruhudur. Bunu inşallah bu şekilde götürmek... Benim her  zaman söylediğim bir şey var, 'Bizim Milliyetçi Hareket Partisi ile azami  müştereklerimiz var, asgari değil ama diğer dörtlünün asgari müşterekleri bile  yok. Bizim azami müştereklerimizde ne var? 'Tek millet var, tek bayrak var, tek  vatan var, tek devlet var.' Diğerlerinde böyle bir şey var mı? Yok. Bugün  yanılmıyorsam bir yerde HDP'nin adayı İstiklal Marşı'nı okumuyor. CHP'liler orada  İstiklal Marşı okuyor ama hiç ağızda bir hareket bile yok. Şimdi bu adamlarla  yani İstiklal Marşımıza bile karşı olan, -Adalar'da oluyor bu iş, onların adayı-  CHP, İstiklal Marşı'na karşı olanla beraber oluyor, Erdem Gül... Bunlar bizim  bayrağımıza da karşı değil mi? Bunlar bayrağımızı kongrelerinde dahi asmayacak  kadar bayrak düşmanıdır. Yeri geldiği zaman milliyetçiliği kimseye bırakmazmış,  CHP böyle ifadeler kullanıyor. Buyur işte ispatı ortada. Bunlarla iş birliği  yapıyorsun."
 
Aynı şekilde İYİ Parti'de de benzer söylemler olduğuna dikkati çeken  Erdoğan, "Sözde milliyetçi. Buyur, neyle izah edeceksin? Saadet Partisi neyle  izah edeceksin? Bunlarla siz şu anda tam manasıyla iş tuttunuz. Böyle bir yola  gidiyorsunuz. Elhamdülillah bizim böyle bir sorunumuz yok." dedi.
 
"GBT sisteminin doğru çalıştığına inanmıyorum"
 
"Karşı tarafa baktığınızda onların ortak paydası Erdoğan düşmanlığı  olabilir mi?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Yani ona ben de doğrusu olumlu  bakabilirim. Erdoğan düşmanlığı olabilir ama şu anda bize gelen rakamlara da  baktığımız zaman HDP'nin yanılmıyorsam 229 kadar ismi, diğer siyasi partilerin  listelerinden meclis üyesi..." ifadelerini kullandı.
 
Son verilere göre CHP'nin listesinde 299, Saadet Partisi'nde 82, İYİ  Parti'de 29 HDP'linin listelere girdiği ve bazılarının PKK/KCK üyeliği gibi  bağlantılı olduklarının belirtilmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Bunların içinde bu soruşturmayı geçirdi, geçirmedi hepsi bir  tarafa hemen hemen haklarında soruşturma vesaire açılmayanı yok gibi. Tabii  burada gelecekte Yüksek Seçim Kurulunun bu işi çok daha farklı ele alması lazım.  GBT sisteminin ben doğru çalıştığına inanmıyorum. GBT sisteminin çok daha doğru  çalışması lazım. Bu tür adamların bir defa adaylıklarının daha baştan silinip  atılması lazım. Şimdi ne olacak? Seçim sonrası 340 değil mi, bu isimlerle ilgili  başta benim partim olmak üzere hepimiz de yükleneceğiz. Bunların hepsinin bir  defa başkansa başkanlığını, meclis üyesi ise meclis üyeliğinin düşürülmesi için  müracaatlarımızı yapacağız. Çünkü biz bu ülkenin teröre bulaşmış, teröristlerle  kalkıp da herhalde yönetilmesine müsaade edemeyiz. Bunların önünde duracağız.  Mesela başkanlıklarda, geçen dönemde olduğu gibi. Bunların içinde CHP'nin Kandil  adayları var. Mesela bir tanesi şu anda CHP'den Abdülbaki Karağaç diye bir isim.  Şimdi bütün bunlar yarın seçim neticeleri belli olduktan sonra hepsinin üzerine  üzerine gideceğiz. Bu kayyumluk olayı bizim dönemimizde çıkmış bir şey değil ki.  Bu kurum var, bu müessese var. Bu müessese olduğuna göre devletin, milletin  parasını bu belediyelere gönderiyor, bunlar da bu paraları nereye  gönderiyorlardı? Kandil'e. Artık bunlara bu fırsatı veremeyiz."
 
"Eserlerimizle biz ortadayız"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu paraların nasıl harcandığına  bakıldığında karşılarına çukurlar, hendekler çıktığını aktararak, konuşmasını  şöyle sürdürdü:
 
"Ne yazık ki sözde İYİ Parti'nin bir tane temsilcisi utanmadan,  sıkılmadan çıkıyor, şu ifadeyi kullanıyor. Diyor ki 'Bu çukurların açılmasının  bilgisi Erdoğan'da vardır.' Bu terbiyesizliğin daniskasıdır. Erdoğan'da bunların  bilgisinin var olduğunu söyleyenin önce bunu tespit etmesi lazım. Bu sende  olabilir. Sen cezaevine niye girdin yattın? Bakanlığın döneminde birçok maalesef  yolsuz işlere karıştığın için girdin yattın. Tayyip Erdoğan'ın hayatında böyle  bir şeyi göremezsin, gösteremezsin. Tayyip Erdoğan'ın bir defa ne gönül  dünyasında ne de görev yaptığı belediye başkanlığı döneminde ne de Başbakanlığı  döneminde böyle bir dosyayı ortaya koyamazsın. Benim geçmişimde de bugünümde de  sadece vatanıma olan sevgim, milletime olan sevgim, onlara olan hizmetkarlığım bu  vardır. Bütün eserlerimizle biz ortadayız."
 
Beka meselesi
 
Türkiye'ye karşı yürütülen tüm yıpratma savaşları ve bunların  doğuracağı istikrarsızlığın bir beka mesele olduğunu aktaran Erdoğan, "17-25  Aralık olayı aslında bunun yargıdaki en önemli göstergesidir. Yargıda olduğu gibi  yerel yönetimlerde de bunun göstergeleri var. Devletten gelen bütün imkanları  aldığı gibi Kandil'e, yani dağa gönderenler olduğu gibi bir diğer taraftan da  işte Güneydoğu'nun, Doğu'nun birçok yerlerinde bu çukurların kazılması vesaire  buralara genç dimağların, o çocukların öldürülerek oralara gömülmesi bunlar beka  meselesi değil de nedir?" diye konuştu.
 
Türkiye'nin sınırındaki çatışmaları hatırlatan Erdoğan, "Bakıyorsunuz  oralarda PKK'nın diğer kanadı olan YPG, PYD, bunların bizim topraklara attıkları  havan topları, vesaire, bütün bunlarla verilen mücadele bir beka sorunu da değil  de nedir? Bizim Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te verdiğimiz mücadele bu  teröristlerle beka sorunu değil de nedir?" dedi.
 
Erdoğan, 15 Temmuz'un bir beka meselesi olduğunu vurgulayarak, şöyle  devam etti:
 
"Kimler vardı orada karşımızda? FETÖ'cüler vardı. FETÖ'cüler ne  yapmışlardı? Bunlar devletin çok çok ciddi kurumlarını adeta ele geçirme  durumundaydılar. Silahlı Kuvvetlerimize sızmışlar mıydı? Sızmışlardı. Polis  teşkilatımıza sızmışlar mıydı? Sızmışlardı. Devletin bütün kurumlarına  yerleşmişler miydi? Yerleşmişlerdi. Bütün buralarda bir beka sorunu çok açık net  ortadaydı. Neyle bu çıktı meydana? Bu 15 Temmuz'la çıktı. Yani 15 Temmuz'un,  tabii bizim orada 253 şehidimiz var, öbür tarafta 2 bin 191 gazimiz var, bütün  bunlar bizim tabii ciğerimizi dağladı, o ayrı ama öbür taraftan da böyle bir  durumun ortaya çıkması bakımından çok hayırlı oldu. Şu anda tabii içeride hukuk  mücadelesi devam ediyor. Bunlardan binlerce, on binlercesi şu anda cezaevlerinde.  Yargılananlar var. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapse mahkum olanlar var,  yıllara aynı şekilde sari. Bunların başı durumunda olan başterörist, alçak o şu  anda Pensilvanya'da. Onunla beraber yine yanında olanlar var. Beraberce kaçanlar,  Almanya'ya, Avrupa'nın değişik yerlerine kaçanlar var. Bunların içerisinde tabii  yargıda, polis teşkilatında olup kaçanlar var. Bunların şimdi bir kısmını biz  yakalıyoruz. Dışarıdan da getirtiyoruz. Türkiye'de olanlar aynı şekilde var.  Bunları biz bırakamayız. Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpasları, terör çukurları,  15 Temmuz işgal girişimi, terör koridoru girişimleri kuzey Suriye'de, ekonomik ve  finansal operasyonlar, İslam karşıtı çevrelerin, ezanımızı, özellikle terörle  içli dışlı olan ittifakların bayrağımızı hedef alması, bu akşam mesela İstiklal  Marşı'na karşı takınılan tavırlar, bunların hepsi beka meselesinin somut  örnekleridir. Bunların da baş aktörleri PKK, PYD, DEAŞ, FETÖ ve DHKP/C gibi  örgütler de bunların baş aktörleri konumunda."
 
"Karşımızda el pençe divan duran birisiydi"
 
Programda, FETÖ, PKK yöneticileriyle HDP Eş Genel Başkanı Sezai  Temelli'nin ifadeleri ekranda peş peşe gösterildi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ yöneticilerinden Ekrem Dumanlı'nın  sözlerini şöyle değerlendirdi:
 
"Bu tabii çok müptezel birisi. Bu karşımızda el pençe divan duran  birisiydi. Tabii savcılık soruşturmayı açtığı anda kaçıp gidenlerden birisi. 'Düş  yakamızdan' ifadesini kullanıyor. Sen kime kullanıyorsun? Sen kimsin? Senin her  yerin yaka olsa ne olur? Kilon ne? Uşaksın. Kulsun ama Allah'a değil, Feto'ya  kulsun. Aradaki fark bu. Şu anda zannediyor ki bunlar işte 15 Temmuz ile bu işi  bitireceğiz. Ne oldu? Bitirebildiniz mi? Eski Türkiye yok, artık farklı bir  Türkiye var. Biz, kula kul değiliz. Ey Ekrem sen kula kulsun. Bunu bir defa bil.  Muhatabım da değilsin. Yanındaki PKK'nın dağdaki temsilcisi. O zaten malum. Her  yönüyle bitmiş, tükenmiş. Bunlar affedersin 12-13-15 yaşındaki kızları dağa  kaçırıp onları taciz eden alçaklar. Bunlar o tür teröristler ve hala HDP'ye gönül  veren benim kardeşlerim. Özellikle de söylüyorum: Güneydoğulu kardeşlerim,  Diyarbakır Belediyesinin önünde günlerce, haftalarca, aylarca orada çadırlar  kurup ağlayan Kürt anneler. Bunlar bana da geldiler. Başbakan'dım o zaman.  Bunların kızları dağlara kaçırıldı. O günleri hatırlayın. Bunların peşinden artık  gitmeyin. Bizim şu anda PKK terör örgütü tarafından kaçırılmış olan  astsubaylarımız var, subaylarımız var, doktorlarımız var, mühendislerimiz var,  kaçırıldı ve değişik yöntemlerle onlar tabii konuşturulmaya, bunlara çalışılıyor.  Bu adamın benim ülkemde, benim vatanımda bağlantısı olabilir mi? Olamaz. Şu anda  Kandil'de yaşıyor. Devamlı kaçışıyorlar. Geçen gün de bunların çok önde olan  liderlerinden bir tanesi vuruldu. Yani şu anda belki ölümle pençeleşiyor,  bilemiyorum. Çok ağır bir şeyi var."
 
HDP Eş Genel Başkanı Temelli için ise Erdoğan, "Bu adam Kürt de değil biliyor musunuz? Bu adam benim Kürt vatandaşlarımın üzerinden kendine siyasi  sermaye edinmeye çalışıyor. Şimdi Mansur Yavaş gelsin şunun hesabını versin.  'Ankara'da eğer Yavaş seçimi kazanacaksa bizimle kazanacak.' Bunun bir bedeli  olacak. Aynı şeyi İstanbul için de söylüyor. İstanbul'daki sen de bileceksin,  İstanbul'da 3 milyon Kürt oyu var. Sanki Kürtlerin oyları onlar tarafından ipotek  altında. Benim Kürt vatandaşlarıma da saygısızlık yapıyor, hakaret ediyor. Ben  inanıyorum ki bize gönül vermiş Kürt kardeşlerimiz var. Bunların ifadeleri bunlar  için zaten bir saygısızlıktır, hakarettir. Biz onlarla beraber bugüne kadar yol  yürüdük, Güneydoğu'da, Doğu'da bizim birinci parti olduğumuz günler var. Onlara  da önümüzdeki pazar sandıklara en güzel cevabı, benim samimi Kürt kardeşlerim  vereceklerdir. " ifadelerini kullandı.
 
CHP seçimlerde en çok HDP'den medet umuyor. İYİ Parti'de öyle, Mersin karmakarışık oldu. Adana'da benzer durum var. İstanbul'da ve büyük bazı illerde aday çıkarmıyorlar, bunları görmek gerekiyor. CHP listelerinde HDP'li isimlere de yer veriyor. İzmir'in sadece 14 ilçesindeki CHP listelerinde terör örgütü  PKK ile ilişkili 27 kişinin tespit edildiğini biliyorum. Bunların 19'u direkt dağ  kadrolarıyla bağlantılı. Bundan daha güzeli olur mu ispat için? Sadece bu örnek  bile CHP ile PKK arasındaki ittifakı göstermesi açısından çok çarpıcıdır.
 
Bay Kemal çok takla atar, terör örgütünün paçavralarıyla poz vermiş insanlarla fotoğrafları var. Milli bir yanı asla yoktur, vatansever olması da mümkün değildir. Ülkücüleri dar ağacına asanlarla yan yana kendisi. Sadece işaret yapmakla ülkücü olunmaz. Ülkücülük bir Türkiye sevdasıdır. 15 Temmuz'da tankların arasından kaçarak sen belediyene gittin kahveni yudumladın. Tankların önünde niye durmadın?
 
Boğazın üstünde 3.köprü Yavuz Sultan Selim köprüsünü yaptık, denizin altından Marmaray geçiyor. O denizin altından geçtiği için onu görmesi mümkün olmayabilir. İstanbul-İzmir yolunu bu yıl bitiriyoruz, bu mesafe 3,5 saate inecek. 81 ilin tamamında üniversiteler var. Sağlıkta bütün il ve ilçelerde hastaneler var. Şimdi biz şehir hastanelerine başladık. 
 
Ben göreve başladığımda Haliç rezil haldeydi. İzmir Körfez aynı şekilde bunlar kendileri halledemediler. Bizim yaptıklarımızla temizlendi oralar. Neden zamanında yapılmadı peki? İzmir'in suyu yoktu, biz barajla İzmir'e suyu getirdik.
 
YASSIADA'YA NELER YAPILACAK? 
 
Tabi burası yaşananlar nedeniyle Yaslıada öncelikle. Bu ada demokrasi ve özgürlükler adası olarak değişecek. Proje çok çok güzel. Karşısındaki Sivriada'ya bunu entegre edeceğiz. Bu adada uluslararası bir çok barışa yönelik toplantılar yapılacak. Böyle güzel bir adayı biz yaptık, 1-2 aya son rötuşları yapılıp açılacak.
 
YENİ ZELANDA'DAKİ TERÖR SALDIRISI
 
Bu bireysel bir terör eylemi değil, örgütlü terör eylemidir. Arkasında kim var bunlar ortaya çıkarılacak. Sayın başbakanın yaptığı açıklamalar her yönüyle takdire şayandır. Kendisi bu acıyı bizzat yaşamıştır. Oradaki halk insanlık dersini vermiştir. O halk olay yerine gelerek çiçekler bırakarak saygılarını göstermişlerdir. Ben milletim ve kendi adıma onlara teşekkür ediyorum. Avusturyalı senatör gibi Kemal Kılıçdaroğlu çıktı dedi ki 'İslam kaynaklı' terör. Senin kendinle şüphe etmen lazım o zaman. Buna 'İslam kaynaklı terör' diyemezsin haddini bil. Bu terörist hristiyan şimdi biz hristiyanlığa terör dini mi diyeceğiz? Öyle bir haddimiz ve hakkımız var mı? CHP'nin geçmişi de camileri kapatanlarla yan yana. Kemal Kılıçdaroğlu utanmadan başörtüsü meselesini de biz çözdük diyor.
 
'TRENDEN İNENLER BİR DAHA BİNEMEZ' SÖZÜ VE YENİ PARTİ İDDİALARI
 
Bu ülkede siyasetin acemileri var. Bu yolda giderken siyasete bulaşanlar var. Biz burada makan mevki aşkıyla çıkmadık. Bazı denemeler oldu sonuçları ortada. Davamıza baş koyan arkadaşlarımız koltuk değil, milletimize hizmet derdinde. Yoldan çıkanları yola sokmaya da uğraşmayız. Bu tür tartışmalar yeni değil, bizle çıkıp istikametini kaybedenler var. Türkiye'nin yeni bir partiden ziyade güçlü bir birlikteliğe ihtiyacı vardır. ''Tekrar AK Parti' ye dönerim'' diyenler kusura bakmasınlar sizin gibi çürük tiplere bu partide yer yok. Dava adamı davasına ihanet etmez.
 
AYASOFYA'YA GİRİŞ ÜCRETSİZ Mİ OLACAK?
 
O anormal bir teklif değil, olabilir niye olmasın. Rahatlıkla olabilir. Hatta üzerinde bunun öyle dururuz ki, ‘müze’ ifadesi ile değil, ‘Ayasofya Cami’ olarak koyarız. Nasıl Sultanahmet Cami’ne turistler geliyorlar, ödeme yapmıyorlar, Süleymaniye aynı şekilde, Fatih Cami’nde aynı şekilde. Aynı şeyi Ayasofya’da da yapılabilir. Müze statüsünden çıkar. Zaten biliyorsunuz daha sonradan böyle bir statü buraya verildi. Bu da CHP zihniyetinin adımıdır, bu CHP zihniyetinin attığı bu adımı değiştiririz.
 
TRUMP'IN GOLAN TEPELERİ AÇIKLAMASI
 
BM'nin kesin kararı var bu konu hakkında. Fransa'nın da duruşu ayrı. Trump ile görüşmem olacak ona da söyleyeceğim. Burada çok büyük bir yanlış var Trump 'Golan Tepeleri'ni Netanyahu'ya seçim hediyesi olarak altın tepside sunmak istiyor. Netanyahu'nun yolsuzlukları da ayrıca deşifre oldu. Ne yazık ki Netanyahu'nun seçim çalışmalarını ABD yürütüyor. Bu birliktelik dünya barışını tehdit ediyor. 'Golan Tepeleri' olayını BM'ye taşıyoruz. BM Genel Kurulu'nda da bu konunun onaylanıp geçmesi mümkün değil.
 
Fırat'ın Doğusuna yönelik yapılacak operasyonda son aşamaya gelindi. Önceliğimiz seçim önce onu atlatacağız. Tüm yığınağımızı orada Türkiye olarak yaptık. Bir gece ansızın girmemiz gerekiyorsa gireriz.
 
F-35 VE S-400
 
F-35 için 1 milyar 200 milyon dolar verdik. Bu konuda bir sıkıntı söz konusu değil ki... Ülkemizin savunma sistemi noktasında adımlarımızı neden atmayalım. S-400'le ilgili de geri adım söz konusu değil. Ayrıca ABD'ye 'Patriot'lar için şartları hazırlayın' dedik.
 
3600 EK GÖSTERGE
 
Bu kapsama girebilecek kim varsa hepsini 3600'dan yararlandıracağız.
 
Dövizde manipülatif dayatmalar var ve bunların arkalarında bazı bankalar var. Seçim sonrası bunların üzerine sert bir şekilde gideceğiz. BDDK'nın attığı adım bunun bir örneğidir. Uluslararası düzeyde de bunlara darbeyi indireceğiz. Dövizle oynayanların üzerine gideceğiz. 

1 Yorum

  1. İmtiyazsız TC Vatandaşı

    Mart 25, 2019 Pazartesi 22:45

    Zaten cami olarak kullanılıyor. Sadece adı Ayasofya Klisesi.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.